Fizyognomi

Derinin Rengi « Aristo ve Fizyognomi

Aşırı esmer olanlar korkaktırlar; bu Mısırlı ve Habeş tipine uygun gelmektedir. Aynı şekilde beyaz yüzlü insanlar da korkaktırlar. Bu kadın tipine uygun gelmektedir. Dolayısıyla, mertliği ve cesurluğu ifade eden renk orta kıvamda olmalıdır.

Yüzün Yapısı « Yüz Hatları

1. Uzun yüz (dikdörtgen şekilli): Alnın genişliği yaklaşık çenenin genişliği kadardır.

Bu yüz tipi asil tip adlandırılmaktadır. Böyle bir yüz yapısına sahip olan kişiler yüksek entelektli, duyarlı ve dengelidirler. Bu tip kişiler tedbirli ve sağduyuludurlar. Bazen de bu tip kişiler yöneticilik, organize etme yeteneğine sahip olup, amaca doğru ilerlemede kararlılık gösterebilmektedirler.

2. Üçgen şekilli yüz: Yüksek ve geniş alın, elmacık kemikleri kabarık, küçük ve kemikli burun, çökük gözlü, küçük ve azıcık öne çıkmış çene. Elmacık kemikleri ve çene arasındaki bölge kemiklidir.

Bu tür yüz yapısına sahip olan kişiler az duyarlıdır. Bu ayrıca yüksek zeka belirtisidir. Böyle kişiler, ayrıca, hilekâr ve aksi bir karaktere sahiptir. Bazen bu tip insanlar ihanet etmeğe de yatkındırlar. Ajanların ve ihanet eden kişilerin büyük bir kısmının yüz yapısının üçgen şekilli olduğu söylenilmektedir. Bu insanlarda sadakat ve bağlılık duygusu yoktur.

3. Yamuk şekilli yüz: Üçgen şekilli yüz yapısıyla birçok ortak özellikleri vardır. Bu tipin alnı geniştir. Sivri olmayan ve biraz ensiz çeneye sahiptir.

Bu tür yüz yapısına sahip kişiler ukala, duyarlı, artist tiplidirler. Bu tiplerde savaşçı ruhu yoktur. Bu tür kadınlar iyimserdirler. Onlar çevresindekiler için iyi bir ortam oluşturarak mutlu bir yaşam sürdürebilirler.

4. Kare şekilli yüz: Genelde sert, eğilmez, bazen de acımasız bir karaktere sahiptirler.

Bu tip insanlar konuşkan olmayıp, kaba, algılama gücü zayıf, fakat iradeli bir yapıya sahiptirler, insanlarla ilişkilerinde şeffaf ve doğrudan bir tutum sergilerler. En belirgin özellikleri kararlı olmalarıdır. Bu tip İnsanlar da başarıya ulaşmak için yorulmadan çabalarlar. Liderlik etme isteklerinin güçlü olmasına rağmen, bu tip insanlar arasından iyi yöneticiler çıkmaktadır. Bu tip yüz yapısına sahip olan kadınlarda da egemen olma isteği yüksektir.

5. Yuvarlak yüz yapısı: Bu yüz yapısına sahip olan kişiler iyi kalpli, yumuşak karakterli ve barışçıldırlar. Çok ender hallerde böyle kişiler nefsine düşkündürler. Onlar konfor ve eğlenceyi severler. Şöhret tutkuları yoktur. Fakat, belli ölçüde kibirlidirler.

Yuvarlak yüzlü birisinin burun köprüsü yüksek, elmacık kemikleri kabarık, gözleri parıltılı iseler, kararlı ve gayretli bir şekilde amacına doğru ilerleyebilme özelliğine sahiptir. Bu kişiler arasından ünlü liderler ve komutanlar çıkıyor.

Yüz, üç eşit kısma ayrılmaktadır. Birincisi alın kısmı olup saçlardan kaşlara kadar olan alanı, ikinci kısım kaşlardan buruna kadar olan alanı, üçüncü kısım ise burundan çeneye kadar olan alam kapsamaktadır.

Bu tarzdaki eşit bölünmeden sapmaları çok ender hallerde görebiliriz. Çoğu zaman ise yanlış algılama sonucunda orta alanın alın ve çene kısmına oranla daha uzun veya kısa olduğunu görebiliriz. Bunun nedeni, burun ucunun daha fazla aşağıya doğru eğilmesi veya yukarıya doğru çekilmesidir. Şekildeki üç ayrı kişinin resimlerini incelersek, yüzün her üç alanının eşit olduğu konusundaki fikrimizin ne kadar doğru olduğunu görebiliriz.

Kulaklar yüzün orta kısmına denk gelmektedir. Başın, alın kısmından sonra gelen üst kısmı, Avrupa ırkında yüzün yüksekliğinin yarısından fazladır. Bazen de bu yüksekliğe eşittir.

Gözler birbirinden bir göz ölçüsü uzaklıktadır. Burun, burun kanatlan ile birlikte gözler arasındaki uzaklığa uygun gelen bir alanı kapsamaktadır. Erkeklerde bazen burun kanatları bu alan dışına çıkmaktadır.

Ağız, insan yüzünün en belirgin ve en hareketli kısmıdır. Biz gülerken, ağlarken veya sinirlenirken ağzımızın şekil değiştirmesi aynı zamanda gözlerimizin şeklinin değişmesine neden oluyor. Böylece yüzde, bu hallere uygun gelen devamlı mimikler oluşuyor.



Başın yukarı kısmının, alının ve burnun gelişmesi insanın güçlü ruh yapısına sahip olduğunu simgeler. Eski dönemlerden beridir her zaman iri burunun yüksek idrak simgesi sayıldığı bir gerçekliktir. Gerçekten, bu karakterli insanların iri burunlu oldukları gözlemlenmiştir.

Bunun dışında, eğer burun düz ve dengeli bir biçimdeyse, bu burun sahibinin necip, dürüst ve iyi ahlaklı birisi olduğunu söyleyebiliriz. Tarihte ünlülerden ikisi bu konuda istisna oluşturmaktadır. Bunlardan birisi Sokrates, diğeri de Michelangelo olmuştur. Sokrates'in çocukluktan böyle bir burun yapısına sahip olup olmadığı belli değil. Fakat, Michelangelo'nun bir tesadüf eseri burnunun kırıldığı ve böylece, "küçük burunlular" kategorisine ait olduğu bilinen bir gerçekliktir.

Belirgin çizgilerle ayrılmış ve gelişmiş çene yapısı kişinin irade gücünün, enerjik olmasının bir simgesidir. Dar ve zayıf gelişmiş çene yapısına sahip kişilerin iş alanında verimsiz olduğuna ve karar verme gücünün zayıf olduğuna işarettir.

Kalın, etli ve belirgin dudaklar zevkli, eğlenceyi seven ve ayrıca güvenilir kişilerin bir özelliğidir. Dar, çok ince dudaklı kişilerin ise kapalı, bazen da güvenilemez bir karaktere sahip olduğuna işarettir.

Kişinin karakter özelliklerinin belirlenmesinde kulaklar yüz yapısında diğer organlara oranla daha büyük önem taşımaktadır. Kulaklar, kişinin beden organlarında doğuştan ölümüne dek şekil değiştirmeyen tek beden uzvu sayılabilir. Yeni doğmuş bebeklerde artık kulağın şekli tam ve belirgin bir nitelik taşıyor.

Oysa, burun, ağız, gözler ve ayakların yapısında zaman geçtikçe şekil değişikliği olabiliyor. Bir Fransız antropologu, kişinin kulak yapısının diğer organlara oranla daha büyük önem taşıdığına işaretle, "kulaklar, kişiye yolcuğu için yaratılıştan verilmiş bir pasaport ve mühürdür" demektedir. Bayanlara oranla erkeklerin fizyognomik incelenmesi daha kolaydır.



(Solda) Aşırı uzun yüz - Kibirli, kendini beğenmiş
(Ortada) Çökük yüz - Kötü ahlaklı
(Sağda) Şişman yüz - Maddiyatçı, eğlenceyi seven ve rahatına düşkün



(Solda) Uzun ve oval yüz - Aptal, kendini beğenmiş
(Ortada) Minyon tip - Hayvani içgüdüleri kuvvetli
(Sağda) Aşırı büyük yüz - Hayvani içgüdüleri kuvvetli



(Solda) Keskin hatlı yüz - Alçak hislere yatkın
(Ortada) Aşırı kısa yüz, alın üstü çökük ve çökük gözlü - Yalancı, kindar ve cimri
(Sağda) Çene kısmı aşırı küçük ve gelişmemiş - Tutarsız, aptal



(Solda) Balon şekilli yüz - İyi kalpli, alçak gönüllü
(Ortada) Uzun, sivri çene ve sivri kafa (Yumurta kafa) - Yalancı, yaltaklık etmeye yatkın
(Sağda) Aşırı büyük alınlı yüz - Tembelliğe yatkın



(Solda) Aşırı küçük alınlı yüz - cimri, çabuk sinirlenen
(Ortada) Kemikli yüz - çalışmayı seven, ürkek
(Sağda) Düz şekilli yüz - Ters, başına buyruk ve bazen zalim



Zayıf yüz - İhtiyatlı, derin düşünceli

F. Josef Gall « Genel

Fizyognomiye yakın bir alan olan Frenoloji de karakter özelliklerinin tespiti konusunda değişik bir yöntem uygulamıştır. "Frenoloji" terimi, Yunanca phrenos - karakter, ahlak ve lygos - kuram kelimelerinin birleşimidir. Frenolojinin gelişimi, Avusturyalı bir hekim ve nöroanatomist olan Franz Jozef Gall'ın çalışmalarıyla sağlanmıştır.

Gall, 9 Mart 1758 yılında Tiefenbronn'da (Almanya) doğmuştur. Gall, okul yıllarından itibaren arkadaşlarının yüz yapısı ile kişisel yetenekleri arasında bağlantı kurmaya çalışmış, örneğin, iri gözleri olan öğrenci arkadaşlarının iyi sözel hafızaya sahip olduklarım tespit etmiştir. Gall'a göre, bu hafıza türü kafanın, göz bölgesinin arkasında yerleşen kısmıyla ilintilidir.

Gall, eşya, yer, isim, sayı, söz ve gramer hafıza türlerini ayırarak onları kafanın belli yerlerine "koymuş", ayrıca cesurluk, dürüstlük, iletişimsellik gibi yeteneklerin, ebeveynlere karşı olan sevgi hissinin, nesil devam ettirme güdüsünün de alanlarını belirlemiştir. Bu tezlerini sistemleştirerek Gall ve talebeleri insanın ahlaki ve entelektüel niteliklerinin bulunduğu yerleri belirterek ayrıntılı bir kafatası haritası çıkarmışlardır.

Gall'ın kuramına göre, kişilik ve akıl, kafasında yerini bulan bölüm ve çizgilerin sınırlarını çizer. Bu bölümler beynin yüzeyinde, yani dış çeperinde yayılmıştır. Bu bölümlerden hangisi daha gelişmiş ve yayılmışsa, o bölümün karşıtı olan yetenek o derecede gelişmiştir.

Beyindeki bu gelişmeleri kafatasından izlemek mümkündür. Bu anlamda kafatası, insan aklının boyutlarını, yetenek ve becerilerinin sınırlarını gösteren bir haritadır. Böylece, Gall'ın öncülüğünde frenoloji (phrenology) oluşarak bilim tarihine girmiştir, ilginçtir ki Gall, bu terimi kabul etmemiştir.

Nitekim, bu konuda şöyle söylemektedir: "Beni yeni bilim olan frenolojinin babası olarak adlandırıyorlar. Fakat bu böyle değildir. 'Frenoloji' kelimesi benim talebem Spurzheim tarafından ortaya atılmıştır. Ben ise bu terime karşıyım ve 'kefa-lolskopya', 'kranioskopya', 'kranioloji' terimlerini kullanıyorum".

Az zaman içinde Gall'ın kuramına gösterilen ilgi ülke sınırlarını da aşmıştır. Fakat, Gall'ın kuramı daha ilk adımda politika ve din çevrelerinden sert tepkiler almış, hükümet Gall'ın kuramını zararlı bularak bu konudaki görüşlerim yaymasını ve tebliğ sunmasını yasaklamıştır.

Bundan dolayı Gall, Jean Gaspard Spurzheim ile birlikte Berlin'e gelerek faaliyetini burada devam ettirmeye başlamış ve bu faaliyeti Berlin'de bilimsel çevreler tarafından büyük ilgi ile karşılanmıştır. Gall, Almanya'nın nerdeyse tüm kentlerini gezip dolaşmış, her yerde tebliğler sunmuş ve konuşmalar yapmıştır.

Az bir zaman içinde Gall, çevresine çok sayıda taraftar toplayabilmiştir. Fakat, o Almanya'da fazla kalamamış ve Jean Gaspard Spurzheim ile birlikte Paris'e gitmeye karar vermiştir. Fransa'da büyük saygınlık gören Gall, yaşamının sonuna dek (1828) burada kalarak 5 ciltlik temel eserini tamamlamıştır.

Gall 10 yıl içinde tamamladığı çalışmasında frenoloji alanındaki bilgileri bir araya getirerek sistemleştirmiştir: Genel Olarak Sinir Sisteminin ve Özellikle Beynin Anatomisi ve Fizyolojisi (Anatomie et physiologie du systeme nerveux en general et du cerveau en particulier, 1810-1820).

Spurzheim ise 1814 yılında Fransa'dan İngiltere'ye, göçmüş, 1832 yılında ise Amerika'ya gelerek çalışmalarım bu ülkede sürdürmüş, Harvard ve Boston üniversitelerinde profesörlük yapmıştır.

Frenoloji, o dönemde İngiltere ve Fransa'da gelişme ortamı bulmuştur. Bu ülkelerde süreli yayınları olan çok sayıda frenoloji dernekleri kurularak gelişmeye başlamıştır. Gall'ın araştırmaları Rusya'da da ilgiyle karşılanmıştır. Ştaps-lekar P. Puzino Avrupa'ya seferleri zamanı 1813-1814 yıllarında Paris'te Gall'ı dinlemiş, daha sonra eserini Rusça'ya çevirmiştir. 1816 yılında St. Petersburg'da Gall ve Spurzheim'm yeni sistemi konusunda kitap basılmış, fakat eserin materyalist ruhu birçok çevreler tarafından iyi karşılanmamıştır.

1824 yılında D.M. Vellanskiy "Gall'ın Kranioskopisi" adı altında açık dersler vermek istemişse de, bu kuram "Hıristiyan dinine karşı" olduğu için izin verilmemiştir

Gall 22 Ağustos 1828 yılında Paris'te ölmüştür. Eserleri:

- "Philos. mediz. Untersuchungen ueber Natur und Kunst im kranken und gesunden Zustande deş Menschen" (1792);
- "Anatomie et physiologie du systeme nerveux en general et du cerveau en particulier, ete." (1810 -1820);
- "Introduction au cours de physiologie du cerveau" (1808)
- "Sur leş fonctions du cerveau" (1822).